Batılı ülkeler, uzaktan yönlendirilen düşük maliyetli saldırı ağlarına odaklanıyor

Batılı güvenlik birimleri, devlet bağlantılı aktörlerin binlerce kilometre uzaktan düşük maliyetli saldırı ağları kurabildiği yeni bir tehdide odaklanıyor. The Guardian’ın aktardığına göre bu tartışma, 32 yaşındaki Iraklı Mohammed Saad Baqer al-Saadi’nin ABD’de Yahudi toplumuna ait alanlara saldırı planlamakla suçlanarak New York’ta mahkemeye çıkarılmasının ardından yeniden öne çıktı.

Dava dosyasında al-Saadi, İran Devrim Muhafızları ile yakın bağları olduğu belirtilen Kataib Hizbullah içinde üst düzey komutan olmakla suçlanıyor. Dosya, sanığın Belçika, Hollanda, Birleşik Krallık ve ABD’deki sinagoglar ile toplum merkezlerini hedef alan çok sayıda saldırı veya saldırı planıyla bağlantılı olduğu iddiasını içeriyor. Al-Saadi henüz savunma yapmadı; avukatı ise onu siyasi mahkûm olarak niteliyor.

Uzmanlara göre dosyanın dikkat çekici yanı, saldırıların artık yalnız eğitilmiş ajanlar veya ideolojik olarak radikalleşmiş hücreler üzerinden değil, sosyal medya ve şifreli mesajlaşma kanallarında bulunan düşük seviyeli kişiler üzerinden de planlanabilmesi. Royal United Services Institute’tan Tom Keatinge, bu kişilerin çoğu zaman “harcanabilir” görüldüğünü ve yönlendirenlerle aynı ülkede bile bulunmalarının gerekmediğini söylüyor.

King’s College London’dan terörizm uzmanı Peter Neumann, bu modeli “hizmet olarak terörizm” diye tanımlıyor. Neumann’a göre Snapchat ve Telegram gibi kanallarda, uyuşturucu veya başka suç faaliyetlerinin konuşulduğu gruplar üzerinden para karşılığı eylem yapabilecek kişiler bulunabiliyor; bu kişiler bazen siyasi hedefin kapsamını tam olarak bilmeden suça sürükleniyor.

Haberde, İran bağlantılı olduğu iddia edilen bazı girişimlerde düşük meblağlı ödemelerin ve kripto para transferlerinin kullanıldığı; Rusya’nın Avrupa’daki kundaklama, sabotaj ve toplumsal gerilim yaratma amaçlı hibrit faaliyetlerinde de benzer vekil yöntemlere başvurduğu belirtiliyor. Analistler, bu tür eylemlerin tek başına stratejik sonuç üretmese bile hedef alınan topluluklarda korku ve güvensizlik yaratmayı amaçladığını değerlendiriyor.

Kaynaklar